PERRAN SÖĞÜTLÜ

Danışman Psikolog/Aile Danışmanı
Çift Terapisti

YAZARLAR

Çare sizsiniz

En son ne zaman çaresizlik duygusu ile sınandınız ya da her karşılaştığınız olumsuz bir durumda hissettiğiniz duygunuz çaresizlik miydi?

Ne zaman başaramayacağınızı, kontrolü kaybettiğinizi, her ne olursa olsun durumun değişmeyeceğini ya da değiştiremeyeceğinizi düşünüp, kendinizi karanlık, dipsiz bir kuyudaymış gibi hissettiniz.

Öyle ya, hayat durağan değil. Tam hayatınızın ne kadar rutin olduğundan dem vurursunuz, başınıza olumsuz bir olay gelir. İşte bu başınıza gelen olayları karşılama biçiminizde ya çare siz olursunuz ya da çaresizsinizdir.

İnsan yaşamı boyunca hastalıklar, kazalar, ilişki problemleri, iş yaşamındaki olumsuzluklar sebebi ile türlü türlü sınanır. Çaresizlik; koşullar ne olursa olsun olumlu bir çözümün olamayacağına duyulan güçlü bir inançtır. Bu öyle bir duygudur ki, hiçbir kurtuluş yolunun olmadığı, problemi çözebilecek, sorunu ortadan kaldıracak bir yetkinliğinizin de olmadığını düşündüğünüz sıkıntılı bir durumdur. Çaresizlik, bireyin kendi öznel bakış açısıdır. Tıpkı çarenin, umudun, umutsuzluğun da bireysel olması gibi.

Çaresizlik bir girdaba benzer, sizi içine alır ve yok eder. Başarısızlığı, hayatınızı değiştiremeyeceğiniz duygusunu, çözümsüzlüğü baştan kabul etmişsiniz demektir. İçinde bulunduğunuz olumsuz durumu değiştirmek için bir gayretiniz veya niyetiniz yoktur. Hayatınıza seyirci kalarak, yaşamınızı tüketmek ve bunu şansa, kadere bağlamak sizi rahatlatır. Ama bu yaklaşım ne probleminize ne de hayatınıza bir katkı sunar.

İşin bir diğer tarafı ise, bu kadar edilgen olmak psikolojinizi de yorar. Kendinizi gün geçtikçe daha değersiz hissedersiniz, yaşamınız üzerinde insanların gittikçe daha çok söz sahibi olması, özgüveninizi de yok eder. Toplumdan, insanlardan uzaklaşır, önce kendinizden, sonra hayattan vazgeçersiniz. Bu insanların dilinden, ‘ben doğuştan şanssızım’ yakınması düşmez. Kader ya da alın yazısı dediği şey, hayatının da belirleyicisi olur. Oysa yaşadığımız hayatta her şey zıttı ile kaimdir ve dert varsa deva da vardır. Çareyi dağların ardında ulaşamayacağınız yerlerde aramayın, çare hayatın içindedir.

Çare dediğimiz şey, problemin çözümü için ya da kendinizi daha iyi hissetmenize sebep olacak olandır. Doğru yerde bilgiyi aramak, doğru insanlara ulaşmak, tecrübeye güvenmek önemlidir. Çare aramak, gayret etmek, çaba göstermek, çözüm üretmek demektir.

Buna rağmen bir sorunu çözmek için pek çok çözüm yolu deneseniz de hayat sizi her zaman istediğiniz sonuca götürmez. Burada önemli olan bulunduğunuz yoldaki çabanız, niyetiniz ve istikrarınız olmalıdır. Çünkü, derdinize deva ararken bu yolda gösterdiğiniz gayretin size geri dönüşümü, sağlıklı bir ruh hali, özgüven, stresle baş etme becerileri, düşünce ve algılarımızın gelişmesidir. Her şeyden önemlisi yaşama karşı arzunuzu kaybetmezsiniz, bu da daha dinamik, enerjik bir ruh hali ve sağlıklı beden fonksiyonları demektir. Hiç unutmayın ki, yaşamak direnmektir.

Çarenin içinde umut vardır. Umudu olan kişinin, gelecekle ilgili bir amacı ve beklentileri olur. Kişi umut ettiğinde, kendisi ile ilgili bir amacı, bir ideali, bir hayali ve arzusu var demektir. Umudu olan insan çare arar.

Umutsuzluk ise çaresizlikle iç içedir. Kişinin geleceğe dair olumsuz yöndeki duygu, düşünce ve beklentilerini içerir. Umutsuzluğun ve çaresizliğin ortak noktası korkudur. Umut ya da umutsuzluk da bireyseldir. Bir bireyin umutlu ya da umutsuz hissetmesini belirleyen faktörler vardır.

Kişinin hedefe ulaşırken ki yaklaşımı, duygu, düşünce ve davranış biçimleri, hayata bakışı, hayatı nereden sorguladığı, inançları ve değerler sisteminden meydana gelir. Aynı zamanda bu hayat yolculuğunda bireyin yeteneklerini mi, bilgisini mi kullandığı ya da daha çok şans faktörü ile mi bağ kurduğu, kendine güveni ve aynı zamanda sorumluluk alıp almaması da kişinin çare ya da çaresizlik noktasındaki duruşunu belirler.

Sözleriyle, eylemleriyle sizi çaresizliğe, umutsuzluğa sürükleyecek insanlar her zaman olacaktır. Emin olun hepimiz bir şekilde, bir anlığına da olsa bu insanlara denk gelebiliyoruz. Bunlar bazen doktor, bazen öğretmen, bazen bir akraba ya da arkadaş olarak karşınıza çıkabiliyorlar.

Bu yakın zamanda yaşadığım bir sağlık problemi nedeniyle, kontrole gittiğim hekimlerden biri içimdeki korkuyu besleyerek, kendimi çaresiz hissetmeme sebep oldu. Doktorun söyledikleri beni korkutmuş olsa da bu duyguların beni esir almasına ve kendi hayatım üzerinde kontrolüm yokmuş gibi çaresiz hissettirmesine izin vermedim, söyleyecekleri konusunda başta endişelenmiş olsam da başka hekimlere başvurdum. Bilimin ışığına inanarak ve sürecin zorluğunu kabul ederek yapmam gereken her şeyi yapıyorum, artık korkulacak bir şey olmadığını biliyorum.

Kendi ışığınıza güvenin, kendinize olan inancınızı asla kaybetmeyin, içinizdeki bu ışık yolunuzu hep aydınlatacaktır. Ancak, içinizdeki ışık evrenden size gelen olağanüstü bir güç değildir, yani evrenin size özel bir mesajı yok. İçinizdeki ışık, ruhsal dayanıklılığınız, zorluklarla baş etme beceriniz, takıntılı düşüncelerden uzak durabilmeniz, problem çözme becerinizin olması, esneklik, ve başınıza gelenlere şanssızlık değil de değerli bir tecrübe olarak bakabilmektir. Bu ışığın, bilim, akıl, sağduyu, çaba, arzu ve özgüven ve sağlıklı bir ruh halinden oluştuğunu bilin.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları