PERRAN SÖĞÜTLÜ

Danışman Psikolog/Aile Danışmanı
Çift Terapisti

YAZARLAR

Keskin sirke küpüne zarar

Engellenme, incinme, göz dağı, yoksun bırakmak, tehdit edilmek gibi olumsuz bir tutum, duygu ya da davranışla karşılaştığımızda hissettiğimiz duygunun adıdır “öfke” (T.D.K). Hayat hiçbirimiz için durağan değildir. Karşımıza çıkan insanlarda her zaman sakin, sevecen, sabırlı ve iyi niyetli olmuyor. Kaldı ki bu duygu durumları bizler içinde geçerli. Hayat akışında bazen evimiz, işimiz, eşimiz, çocuklarımızla sınanırız. Her daim çözüm odaklı ve sakin kalamıyoruz. Pollyanna gibi hayata pembe gözlüklerle bakabilmek o anda mümkün olamayabiliyor.

Sizi öfkelendiren olaylar bazen çözümüzü çok basit bazen ise çok karmaşık olabilir. Ailenizin, sizin yaşamsal olarak tehdit altında olmazın, maruz kaldığınız düşmanca ve saldırganca davranışlar, iş yerinde uğradığınız mobing, günlük bir alışveriş yaptığınız sırada uğradığınız; kişisel sınırlarınızı ihlal eden söz ve davranışlar, trafik magandasıyla karşılaşmanız, beklemediğiniz bir anda borçlanmanız, ilişkilerinizin bitmesi, komşunun gürültüsü, yalan, haksızlığa uğramanız, adaletsizlik, dedikodu gibi öfkelenmenize sebep olabilecek pek çok olasılık vardır. Hayatın herhangi bir anında bir olayın ya da birinin sizi öfkenizle sınaması her an karşılaşabileceğiniz bir durumdur. Bütün bunlara bakarak öfkenin dışsal bir sebepten kaynaklandığını düşünsek de öfke içimizdeki bazı duyguları harekete geçirir ve bizi korumak gibi önemli bir işlevi de vardır.

Karşılaştığınız tüm olumsuzluklardan tepkisiz kalarak hiçbir şey olmamış gibi kaçamazsınız. Öfkelendiğinizde harekete geçen tüm psikolojik, fizyolojik, fiziksel belirtilerin yatışması için karşılaştığınız sorunun halledilmesi zorunludur. Öfke, önünüzdeki sorunlardan kurtulmak, size engel olan durumları aşabilmek, yolunuza devam edebilmek için gerekli olan tutum ve davranışlarda bulunmanızı sağlayan bir duygu durumudur.

Genel olarak toplumda öfke duygu olarak hoş karşılanmasa da gerekli ve normaldir. Kızgınlık ve öfke kavramları her insan için farklı deneyimler neticesinde oluştuğu için farklı anlamlar da içerir. Kimileri için dramatik kimileri içinse travmatik deneyimlerden süzülüp gelmiştir. Öfkelendiğinizde nasıl tepkiler vereceğiniz, çocukluk ve ergenlik dönemindeki yaşantılarınıza ve mizacınıza bağlıdır. Davranışlara yansıması da bu yüzden farklıdır.

Kimileri öfkelendiğinde hissettiği hayal kırıklığı, incinme ve utanç duygularına rağmen kontrollü tepkiler verir, öfkesine odaklanır, iletişim kanalları açıktır, duygularını tanır, rahatsızlığının nereden kaynaklandığını bilir ve bunu ifade ederken güçlük çekmez.    Empatiktir, her ne olursa olsun karşısındaki insanı da anlamaya çalışır, mantığı asla bırakmaz, bilinçli bir farkındalığı vardır, dolayısıyla öfkesi onu değil, o öfkesini yönetir.

Ancak içgüdüsel olarak yıkıcı bir davranışla karşılaştığımızda saldırganca tepkiler verebiliriz. Kişi kendini tehdit altında hissettiğinde, hafif kızgınlıktan, şiddetli öfke ve hiddete kadar değişen yoğunlukta hissettiği bir duygu durumunda olur. (C.Spielberg)

Hiddetini ve şiddetini yoğun yaşayan bu grup, diğerlerinden çok farklıdır. Beklentileri yerine gelmediğinde, düzenleri değiştiğinde, işler onların belirlediği şekilde gitmediğinde öfkelerini hiddetli ve çok kızgın bir şekilde gösterirler. Diğerlerinden en büyük farkları talepkar olmalarıdır. Beklentileri ve istedikleri tek şey koşulsuz, sorgusuz bir kabuldür. Sahip olmak, saygın olmak, güvende hissetmek için tek seçenekleri karşılarındaki insana bunu dayatmak, kabul ettirmektir.

Öfkelerinin altında yatan ikincil duyguları, utanç, çaresizlik, korkular ve kaygılardır. Bu insanlar farkı bu duygularla karşılaştıklarında bundan huzursuz olurlar ve hoşlanmazlar. Onlar için öfke bu duyguları saklamak için bir yoldur ve bir çeşit savunma mekanizması görevi görür. Çünkü öfkelerinin altında çocukluk döneminde almadıkları sevginin yarattığı derin bir keder, üzüntü ve yoksunlukların sebep olduğu korkular vardır. Bu çocuklar cinsel, fiziksel ya da duygusal istismar ile büyümüş çocuklardır. Duyguları önemsenmeyen, engellenmiş, korkutulmuş, yalnız bırakılmış, anne ve babalarının otoriter davranışları sebebiyle sindirilmiş, kendilerini ifade etme imkânı verilmemiş çocuklardır. Öfke; üzüntü, çaresizlik, utanç kaygı ve korkularıyla baş edebilmek, içindeki incinmiş çaresiz çocuğu sakinleştirebilmek için kullandığı bir araçtır. Bu durum sağlıklı bir duygunun sağlıksız bir şekilde dışavurumuna sebep olur.

Öfkenin dışavurum şekilleri de kişiden kişiye değişir. Kimi susar, somurtur, küser, tehdit eder, korkutur, kimisi imalı sözler ile iğneleyici konuşmalarla kendini gösterir, kimi çok yer, kimisi yaptığı her şeyi abartır ya da hiçbir şey için gayret göstermez, kimisi de duygusal veya fiziksel şiddete başvurur.

Öfkesini sağlıklı bir şekilde ifade edemeyen kişilerin en çok yakınları etkilenir. Çünkü birlikte yaşadıkları insanlara karşı beklentileri yüksektir. Çoğunlukla kontrolcü, ben merkezci, çok düzenlidirler ve etraflarındaki herkesten de bunu beklerler. Hayatlarındaki bir değişiklik ve alıştıkları düzenin bozulması, öfkelenmelerine sebep olur. Birlikte yaşadıkları herkesin yerine düşünür, yönlendirmek isterler, her şeyin en iyisini yaptıkları ve bildikleri konusunda emindirler. Kendilerini farklı bir şekilde ifade etmek isteyen aile bireyleri için zorlayıcı bir durumdur. Bu kişiler çoğunlukla kendi durumlarının farkına varmazlar, eleştiriye kapalıdırlar. Öfkeleri kontrol edilemeyecek ya da tahammül edilemeyecek noktaya geldiğinde, yardım almaları konusunda ikna edilmeleri gerekir.

Gerek kendileri gerekse birlikte yaşadıkları kişilerin mutluluğu, huzuru için içlerindeki incinmiş, acı ve keder içindeki o çocukla yüzleşmeleri şarttır.

Sevgiyle kalın…

 

Yazarın Diğer Yazıları