MUSTAFA YILDIRIM

YAZARLAR-HAFTA SONU

Hayatınızı yazsanız Yalan olurdu

Acaba hiç olmayan bir şeyi uydurduğunuz olmuş mudur?

“Tabi ki olmamıştır canım. Niye uyduralım durup dururken olmayan şeyleri?”

İlk başta böyle bir tepki verebiliriz ama külliyen yalan… Alayımız uyduruyoruz.

Sabahtan akşama kadar uydur uydurabildiğin kadar.

Başı sonu yok. Uydurmanın sınırı tamamen sizin yeteneklerinize bağlı.

Çok yetenekli iseniz, Allah tutmayın küçük enişteyi…

Bakırköy son durak.

Bu ulvi görev olan uydurmada bilmenin önemi yok. Sadece istemenin önemi var.

Siz isteyin yeter.

Küçükken annen baban seni sevmemiştir. Eşin dostun arkadaşın sana maddi durumun nedeniyle güler yüz ve yakınlık gösteriyordur. Komşunun sende gözü vardır. Patron sana gıcıktır. Süheyla’nın nazarı değmiştir. Haluk arkandan kuyunu kazıyordur. Millet seni güzel bulmuyordur. Basenler çok dikkat çekiyordur. Top sakallılar üçkağıtçıdırlar.

Tutan mı var. Koyu verin gitsin daha neler neler?

Muhabbet iyi de siz yalanlarınızı durdurun arkadaşlar…

Bütün tartışmaların, kalp kırıklıklarının, küsmelerin, kavgalarının sebebi sizin uydurduğunuz yalanlardan başkası değil…

Küçükken annen baban seni sevdi. Sen bazı isteklerin yerine getirilmediği için sevilmediğini zannediyorsun ve kendine yalan söylüyor, uyduruyorsun.

Güler yüzün, muhabbetin için insanlar senin yanında. Sırf paran için değil. Yalan söylüyorsun. Millet seni çirkin bulmuyor. Sen kendini öyle gördüğün için çirkin hissediyorsun ve kendine yalan söylüyor, uyduruyorsun.

Haluk arkandan kuyunu kazmıyor, sen yanlışlar yaparak karşındakine kürek ve çapa veriyor, kendine yalan söylüyor ve uyduruyorsun.

Yalanlar ile bakışıyor, yalanlar ile sevişiyorsun. Senin yaşamın, ilgilenmeyi kabul ettiğin yaşantın hep yalan.

Artık bırakın. Aslı olmayan sadece kendi zanlarınız ve yalanlarınız ile ilgilenmeyin. Uydurduğunuz yalanlara inanmayın. Onlarla sarmaş dolaş olmayın.

Çarpıtılmış, başka anlamlar verilmiş yalan dolu farkındalıklar, hep felaket ile sonuçlanmıştır.

Binlerce yıl önce yazılmış Yunan trajedilerinin konularına bakın. Birçoğu kişinin karşısındakini yanlış algılaması ve yanlış düşünmesi sonucunda başlayan üzücü olaylar zincirleri ile dolu değil mi?

Karısının kendisini aldattığını düşünen sonra bunu temelsiz olarak doğru kabul eden kişi en başta kendine karşı yalancı ve iftiracı değil midir?

Beni aldattığını düşündüm, ben de onu aldattım. Beni öldüreceğini düşündüm, ondan önce ben öldürdüm. Gazetelerin 3. sayfası bunlarla dolu değil mi?

Uydurduğu yalanlar ile insan kendini aldatmaya görsün. İyi olanı yaptığına inanırken kötünün en alasını gerçekleştirir.

İnsanoğlu olarak bizler olayları ve insanları gerçekte oldukları gibi görmeyi doğru dürüst başaramıyoruz. Bu nedenle de birçok kez yerinde akıl yürütemiyoruz. Bir yalan uyduruyor, önce kendimizi inandırıyoruz. Ardından gerçekmiş gibi de hareket ediyor ve herkesin de ona inanmasını istiyoruz.

Ancak hayati yalanımızı söylemiyor, kendimizden de gizliyoruz. Hayati yalanımızın açığa çıkmasına asla izin vermiyoruz.

Çünkü sıradan bir kimseyi hayati yalanından yoksun bırakırsanız, aynı zamanda onun mutluluğunu da çalmış olursunuz.

Mutluluğumuzu ise kimseye vermeyiz.

O yüzden kağıt kalem alıp hayatınızı yazsanız tabi ki Yalan olurdu…