AnasayfaKültür-SanatHayatımızdan Suna Pekuysal geçti

Hayatımızdan Suna Pekuysal geçti

22 Temmuz 2008 yılında kaybettiğimiz sinema, tiyatro ve tv oyuncusu, seslendirme sanatçısı Suna Pekuysal’ı, Gazetezebra olarak saygıyla anıyoruz. 

Vefatının üzerinden 13 yıl geçen Suna Pekuysal’ı yazarımız Pınar Erol’un sanatçı hakkında kaleme aldığı yazısıyla anıyoruz.

Röportaj sırasında Suna Hanım’la göz teması kurabilmek için oturduğu koltuğun tam karşısına, yere oturuyorum. O gözlerde deneyimli bakışlar var, kaçırmak olmaz. Onda da Macide Tanır’ın tiyatro sevgisinin izleri var. Bu ölçüsüz kadınları seviyorum. Fedakârlığı, feda etmenin sınırlarını düşünüyorum. Bunun artısını-eksisini tartmıyorum. Hiç olmazsa biri, diğerini anlıyor diye avunuyorum. Onlar, ‘müdanasız kadınlar cumhuriyeti’nin, sözünü esirgemeyen vatandaşları. Şakşakçılar ile aksüt alkışı, turnusol kâğıdı gibi ayırıyorlar.

Suna Pekuysal, çocuk yaşta girdiği tiyatroda, ‘kulis faresi’ olarak büyüyor. İzlediği tüm kadın rollerinin repliklerini ezberliyor. Delilik değil mi bu? Bir gün biri oynayamazsa diye, onların hazırda bekleyen yedeği oluyor. Rolün onu bulması için fırsat yaratıyor. Elbette şans diye bir şey var ama bu şansa ancak hazırlıklı yakalananlar kendi yollarını açıyor. İşte ben bu çalışkanlığa tavım. Başarının şaşmaz koşulu bu bence.

Lüküs Hayat‘ deyince akla ilk Cemal Reşit Rey, Ekrem Reşit Rey, Haldun Dormen, Suna Pekuysal, Zihni Göktay gelse de Nazım Hikmet’i anmamak olmaz. Suna Hanım da söylüyor zaten. Muhsin Ertuğrul, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın ödenek ve seyirci azlığı yüzünden zor günler geçirdiği 1930’larda, seyircinin ilgisini yakalayabilmek için müzikal bir eser sahnelemeyi düşünüyor. Bunu da cumhuriyetin onuncu yılında sergilemeyi planlıyor. Ekrem Reşit Rey’in sözleri yetiştiremeyeceği anlaşılınca da Muhsin Ertuğrul, hem imdatlarına yetişsin diye hem de dostuna destek olmak için o sırada hapiste olan Nazım’a gidiyor. İşte o ‘Şişli’de bir apartıman…’ sözleri öyle ortaya çıkıyor. Ancak Nazım yasaklı olduğu için ‘Orhan Selim’ takma adını kullanıyor ve adı program dergisinde yer alamıyor.

Onu dinlerken, onlar tiyatronun şerpaları diye düşünüyorum. Zirveye giden yolun kılavuzluğunu yapıyorlar. Yanlarındakinin yükünü taşıyor, destek sağlıyor, onlara eşlik ediyorlar. Birlikte çalıştıkları başrol oyuncularıyla fotoğraf çektirmek isteyen hayranları etraflarını sardığında, vakur bir adımla kadrajın dışına çıkıyor, bazen de deklanşöre basan el oluyorlar. İnsanın içine sinmeyen bir dengesizlikte, zarafetleriyle duruyorlar. Kendilerine ‘sanatçı’ diyenlerin yanında, sahnede ölmek isteyen ‘oyuncular’ olarak arayı iyice açıyorlar. Gidip Ordu’da tiyatro açmayı balayından sayıyorlar. Emekli edilince de kendilerini sürgüne gönderilmiş gibi hissediyorlar.

“Sahne bağışlamaz hiç. Saygısızlığı, edepsizliği, ne oldum delisi olanları bağışlamaz. Oldum demek, öldüm demektir”… Bunu, komedi sanatçılarına verilen İsmail Dümbüllü Özel Ödülü’nü alan ilk kadın oyuncu Suna Pekuysal söylüyor. İki yüz elliden fazla oyun, yüze yakın film çeken bu verimli kadının adına Özel İstanbul Güzel Sanat Lisesi’nde derslik açılıyor. Silivri Belediyesi, adını parka veriyor. Ben ise Suna Pekuysal Çocuk Parkı’nda oynayan çocuklar, onun anne olabilmek için nelerden vazgeçtiğini hiç öğrenebilecekler mi merak ediyorum…

KİMDİR?

Asıl adı “Suna Belener” olan sanatçı, 24 Ekim 1933’te İstanbul’da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü’nde okudu. Sahne hayatı İstanbul Şehir Tiyatroları’nda başladı, çocuk bölümünde Kadri Ögelman’ın “Artist Aranıyor” adlı oyununda rol aldı. 1952’de İstanbul Şehir Tiyatroları dram bölümü kadrosuna geçti. ‘Vahşi Kız’  oyundaki hizmetçi rolüyle akıllara kazındı. Oyunculuğun yanında radyo tiyatrosunda, arkası yarınlarda seslendirmeler yaptı. Oyuncu Ergun Köknar ile 1964’te evlenen sanatçının, 1973 yılında Sait Ali adında bir oğlu oldu. Eşiyle kurduğu Üsküdar Oyuncuları topluluğunun oyunlarında 1970-1973 yılları arasında sahneye çıktı. “Lüküs Hayat” operetindeki rolüyle Sanat Kurumu ve İsmail Dümbüllü ödüllerini aldı. Afife Tiyatro Ödülleri-Nisa Serezli Aşkıner “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, “Belkıs Dilligil Onur Ödülü”, 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali “Yaşam Boyu Onur Ödülü”, “Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü”nün de sahibi oldu. Emekli olduktan bir süre sonra Şehir Tiyatroları’nda Joseph Kesselring’in yazdığı ve Çetin İpekkaya’nın yönettiği “Ahududu” adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı. Seyircinin gönlünde ayrı bir yeri olan Pekuysal, 22 Temmuz 2008’de vefat etti.

KÜLTÜR-SANAT

YAŞAM

EDİTÖRDEN