ASO Başkanı Özdebir: Bürokrasiye sunduğumuz likidite dengesine olumlu katkı sağlayacak önerimiz kaale alınmıyor

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, “Sayın Cumhurbaşkanımız yüksek faizin ülkemizin gelişimi ve yatırımların önündeki en önemli engel olduğunu defalarca dile getirirken, diğer yandan bürokrasiye sunmuş olduğumuz öneri ile hazinenin likidite dengesini olumlu etkileyecek ve likidite dengesine katkı yapacak önerimiz kale alınmamaktadır” dedi.

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, COVID-19 salgını sürecinde ekonomiyi sanayi sektörünün sırtladığını, bunun Borsa İstanbul’daki sanayi firmalarına bakıldığında da görüldüğünü belirterek, “Haziran ayında sanayi üretimi yıllık yüzde 23,9 artarken, BİST’te sanayi firmalarında satışlar yüzde 77,9, karlar yüzde 455 arttı.” ifadesini kullandı.

ASO’nun ağustos ayı Meclis Toplantısında konuşan Özdebir, sanayicinin üzerinde ciddi bir KDV yükünün olduğunu belirtti. Firmaların likiditeye ulaşma noktasında sorunlarının çözüm beklediğini ifade eden Özdebir, diğer taraftan sanayicinin üzerine ciddi bir KDV yükünün bindiğini belirtti.

Yüzde 45 KDV alacağım elimde olsa yatırım yaparım

Bu yük karşısında hammaddeyi alıp işleyip ürün haline getiren sanayicinin, malı satana kadar indirilecek KDV yüküne katlandığını vurgulayan ASO Başkanı Özdebir, “Bu malın bir kısmını 150-180 güne kadar vade ile satıyor. KDV’yi de bu vadeli yaptığı satışlarla taksitle toplamaya çalışıyor. Diğer yandan bazı sektörlere yönelik indirimli KDV uygulaması var. Girdileri yüzde 18 olan firmalar yüzde 1 veya yüzde 8 ile mal satıyor. Dolayısıyla bu firmalar üzerinde ciddi anlamda KDV yükü kalıyor. Bu KDV iadeleri genellikle 1 yılı aşan sürede bile ödenmiyor. Firmalar stoktaki hammaddeyi ürün haline getirip sattığında KDV’yi tahsil edebiliyor. Yani mahsup ediyor” tespiti yaptı.

TÜİK’in açıkladığı son verilere de değinen Özdebir, “TÜİK’e göre Yİ-ÜFE yani benim, yani sanayicinin enflasyonu yüzde 45. Alacaklı olduğum KDV’den kaynaklı bu para benim elimde olsaydı mal alacaktım veya yatırım yapacaktım. Oysa sanayicinin parası yüzde 45 negatif faizle devletin elinde eriyor. Yanı sıra sermaye ihtiyacını karşılamak için yüzde 20’yi aşan faizle bankadan kredi kullanıyoruz” değerlendirmesi yaptı.

Üretememe ve zulüm vergisi oluştu

Devletten alacağını tahsil edemeyen sanayicinin, yüksek faizle kredi kullandığına dikkat çeken Özdebir, “Bu yetmezmiş gibi bu krediyi masraf olarak bile gösteremeyeceği bazı düzenlemeler yapıldı. Bu, adaletsizlikten çıkıp üretmeme ve zulüm vergisi haline geldi.
Benim sadece bir üyemin 300 milyon liranın üzerinde birikmiş KDV alacağı var. Bu para ile 50 milyon liradan en az 6 tane yeni fabrika yapılabilir. Üstelik bu para yüzde 45 enflasyonun olduğu bir ortamda devletin elinde eriyor” ifadelerini kullandı. Özdebir şöyle devam etti:

“Sayın Cumhurbaşkanımız yüksek faizin ülkemizin gelişimi ve yatırımların önündeki en önemli engel olduğunu defalarca dile getirirken, diğer yandan bürokrasiye sunmuş olduğumuz öneri ile hazinenin likidite dengesini olumlu etkileyecek ve likidite dengesine katkı yapacak önerimiz kale alınmamaktadır. Sanayicinin, yüksek ve negatif faizle kaynakları erirken, yatırıma ve işe dönüşmesine de mani olmaktadır. Buna
ilişkin geliştirdiğimiz çözüm önerimizi ilgili bakanlara birçok kez ilettik, sizlerle de çeşitli defalar paylaştım.”

“Stokta bekleyen bir enflasyon var”

Bazı makroekonomik değişkenlere değinen Özdebir, temmuz ayında beklentilerin üzerinde bir enflasyon artışı ortaya çıktığını kaydetti. Özdebir, arz kısıtları, ithalat fiyatları ve talep koşullarının gelecek dönemde enflasyonda risk oluşturmaya devam edeceğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

“Son dönemde girdi fiyatları bütün dünyada enflasyonu tetikleyen önemli bir olgu. Manşet enflasyonuh tarafı ise bundan daha fazla etkileniyor. Merkez Bankası her ne kadar enflasyonu düşürmeye uğraşsa da stokta bekleyen bir enflasyon var. Bu stoktaki enflasyon da yüzde 45 civarında. Bunu giderek artan önemli bir risk olarak görüyorum. Ancak emtia fiyatlarında yıl sonuna doğru düşüş beklentisi umarım, bu enflasyonun aşağı yönlü hareketine neden olur.”

“Yüzde 8’in üzerinde bir büyümeye ulaşılması muhtemel”

Satın Alma Yöneticileri Endeksi ile sanayi üretimi arasındaki güçlü korelasyona bakıldığında temmuzda da sanayi üretiminde artış beklendiğini anlatan Özdebir, buna karşın ağustos ile birlikte sanayi üretiminde önemli bir ivme kaybının işaretlerini aldıklarını vurguladı.

Sanayi üretim endeksinin ilk çeyrekte yıllık yüzde 11,3, İkinci çeyrekte yüksek baz etkisiyle yıllık yüzde 40,3 arttığına, perakende satış endeksinin ise ilk çeyrekte yıllık yüzde 9, ikinci çeyrekte yıllık yüzde 27,4 arttığına vurgu yapan Özdebir, yıl genelinde yüzde 8’in üzerinde bir büyüme rakamına ulaşılmasının muhtemel olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:

“Salgın sürecinde ekonomiyi sanayi sektörünün sırtladığını söyleyebiliriz. Borsa İstanbul’daki sanayi firmalarına baktığımızda da bu tablo ortaya çıkmaktadır. BİST’deki sanayi firmaları yılın ilk yarısında hem kar hem de satışta yüksek bir performans gösterdi. Haziran ayında sanayi üretimi yıllık yüzde 23,9 artarken, BİST’te sanayi firmalarında satışlar yüzde 77,9, karlar yüzde 455 arttı.”

Salgın sürecinin önemli değişimleri beraberinde getirdiğini vurgulayan Özdebir, bu kapsamda hem ticarette hem de üretimde korumacılık eğilimleri yoğunlaşırken, diğer yandan dijitalleşmenin, yapay zekanın, yalın üretimin daha da ön plana çıktığını belirtti.

Önceki İçerikVali Ayaz: Vaka ve can kayıplarımız artıyor
Sonraki İçerikSık afet yaşayan Erzincan’dan, Sinop’a 5 TIR yardım 1 milyon lira nakit para gönderildi