AnasayfaKültür-Sanat"Dizilerde şiddet sahnesi de dahil her şey olabildiğince sündürülüyor"

“Dizilerde şiddet sahnesi de dahil her şey olabildiğince sündürülüyor”

SENARİSTBİR Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Üyesi Duygu Nişancı, dizi sürelerinin uzunluğundan şikayet ederek, “Dolayısıyla, şiddet sahnesi de olabildiğince sündürülüyor ya da aşk sahnesi. Yani her şey sündürülüyor, her şeyi uzun uzun anlatmak zorunda kalıyoruz. Aynı hikayeyi 40 dakikada anlatacak olsak bu ajitasyonun hiçbirine belki de gerek kalmayacak” dedi.

TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerini Araştırma Komisyonu, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık başkanlığında toplandı. Komisyonda bir sunum yapan, Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği Genel Sekreteri Burhan Gün, sinema ve dizi sektöründe yapımcı olarak az kadın bulunmasına karşın senarist, yönetmen ve oyuncularda kadın-erkek sayılarında bir eşitlik olduğunu belirtti.

Komisyonda bir sunum yapan SENARİSTBİR Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Üyesi Duygu Nişancı komisyondaki sunumunda, “Hikayelerde güçlü olanın çoğunlukla erkek karakter olması, kadın karakterlerin erkeklerin bakımına ve korumasına muhtaç olması, erkekten şiddet gören kadın karakterin yine o erkek karaktere sevgi beslemesi, şiddet gösteren erkek karakterin cezasız kalması, nitelikli işleri hep erkek karakterler yaparken kadın karakterlerin sadece aşk, dedikodu, ev bakımı gibi meselelerle uğraşması gibi örnekler, kadınlar ve erkekler arasında eşitsiz bir var oluş olduğu yanılgısını pekiştirmektedir. Ancak dramaturji bir bütündür, bir bütün olarak ele alınmalıdır. Örneğin gösterilen şiddet sahneleri tek başına şiddeti tetiklemez. İzleyici şiddeti ya da negatif başka unsurları tek başına almaz. Bunu hikayenin kendine has gerçekliği içinde, karakterlerin duygularıyla, sebep sonuç ilişkileriyle takip eder. Yani dramada yer alan şiddet sahneleriyle seyircinin hayattaki tutumu arasında sanıldığı gibi direkt bir etkileşim söz konusu değildir. Şiddeti tek başına değil, hikaye içindeki yeri ve işlenme biçimiyle ele almak gerekir” ifadelerini kullandı.

‘Süreler tamamen ticari nedenlerle uzun’

Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği Genel Sekreteri Burhan Gün, dizi sürelerinin ‘neden 2 saat olduğu’ sorusuna, “Tamamen ticari üretimle ilgili bir şeydir bu. 3 kuşak reklam almaları gerekir dizilerin finanse edilebilmesi için. Çünkü bir dizinin 60 dakikada 12 dakikalık bir süresi vardır, birim fiyatı bellidir. Onu 3 ile çarptığınızda ancak siz bir dizinin bir bölümünün finansını sağlayabilir hale gelirsiniz. Kimse uzun dizi yapmak istemiyor” dedi.

Gün, ihraç edilen dizilerin 45 dakika üzerinden hesaplandığını belirterek, “Biz, 2 saat yapınca 3 bölüm dizi ihraç eder noktadayız. Yani 30 bölümlük bir dizi aslında 90 bölüm olarak ihraç ediliyor, bu da bize bir ihracat avantajı sağladı. Bu noktada da yani elimizden gelse elbette bu tip şeyleri yaparız ama dediğim gibi tek bir dinamik yok” diye konuştu.

‘Süper Baba, Perihan Abla gibi dizilerin neden çekilmediğine’ yönelik bir soruya cevap veren Burhan Gün, “Bizim ilk başlangıç örneklerimiz fakat bunların ihracat kabiliyeti zayıf. Ne zamanki daha genele dönük üretimler yapılmaya başlandığı zaman daha başarılı ihracatlar yapılmıştı, bizdeki veriler böyle. Fakat çok ilginç bir şey söyleyeyim, mesela dünyada yaptığımız bütün çalışmalarda bizleri çok fazla, nasıl diyeyim kapalı, daha açık olmayan, öyle söyleyeyim yani şey tabirle söylüyorum, muhafazakâr bulurlar bizim dizilerimizi mesela, tam tersi. Yani bizim buradan baktığımızın tam tersi yönünden bakarlar. Çünkü ‘Sizin dizilerinizde erotizm yeterince yoktur, şiddet yeterince yoktur’ diye eleştiri de gelir, bu sefer ihraç ettiğimiz yerlerden” ifadesini kullandı.

Aşı karşıtlığı da dizilerde işlenecek

Gün, aşı karşıtlığına ilişkin de çalışmalarının olduğunu da belirterek, “4-5 dizide bununla ilgili sahne göreceksiniz 1-2 hafta içinde” dedi.

‘Belki de gerek kalmayacak’

SENARİSTBİR Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Üyesi Duygu Nişancı, senaristlerin yazarken ana arterleri tercih ettiğini belirterek, “Senarist kendi karnını doyurabilmek için, bu işten para kazanmaya devam edebilmek için ne satıyorsa onu yeniden üretmek durumunda hissediyor kendisini. Zaten bunu yapamayan pek çok yazar televizyondan uzaklaştı” dedi.

Dizi sürelerinin uzun olmasının pek çok şeye negatif etkisi olduğunu belirten Nişancı, “Dolayısıyla, şiddet sahnesi de olabildiğince sündürülüyor ya da işte aşk sahnesi de yani her şey sündürülüyor, her şeyi uzun uzun anlatmak zorunda kalıyoruz. Aynı hikayeyi 40 dakikada anlatacak olsak bu ajitasyonun hiçbirine belki de gerek kalmayacak ama maalesef şu an süregelen uygulamada diğer diziler 120 dakikaysa siz 125 dakikalık bir diziyi yayına verdiğiniz anda avantajlı duruma geçiyorsunuz” ifadelerini kullandı.

KÜLTÜR-SANAT

YAŞAM

EDİTÖRDEN