AnasayfaEDİTÖRDEN"Kur dalgalanmaları Türkiye’nin kaderi olamaz, olmayacaktır"

“Kur dalgalanmaları Türkiye’nin kaderi olamaz, olmayacaktır”

TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2022 yılı bütçelerinin görüşmelerine başlandı. Genel kurul çalışmalarına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay konuşma yaptıOktay, “Kapsayıcı bütçe politikalarımızı sürdüreceğiz. Kur dalgalanmaları Türkiye’nin kaderi olamaz, olmayacaktır.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı bütçesine ilişkin milletvekillerine sunum yapan Oktay,  şöyle konuştu:

“’Saray’ diyerek sözde çamur atmaya çalıştığınız yerleşke Millet Camii’nden, Millet Kütüphanesi’ne milletimize ait alanlardan oluşan bir gazi mekândır. 15 Temmuz’da birilerinin televizyonun karşısında, olanı biteni seyrederken, o ‘saray’ diye itham ettiğiniz yer; bombaların, mermilerin hedefi olmuş; milletin karargâhına dönüşmüştür. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi; Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere 24 saat ışıklarının sönmediği, milletimiz için çalışan, üreten ve yaşayan bir alandır.”

Bütçe ile ilgili eleştirilere Oktay, “Dijital Türkiye hedefiyle yapay zekâ, siber güvenlik ve büyük veri gibi alanlarda öncülük eden Dijital Dönüşüm Ofisimizin; tüm kamu hizmetlerini sizlere telefondan, bilgisayardan, tabletten ulaşılabilir hale getiren alt yapının mimarı; mühendisimizin, yazılımcımızın, siber kahramanlarımızın bütçesidir. Bu bütçe; savunma ve güvenlik teknolojilerinde tam bağımsız olmamız yönünde büyük başarılara imza atan Savunma Sanayi Başkanlığımızın; Akıncı, Atmaca, Hisar, Aksungur ve Mete gibi milletimizin gurur duyduğu yerli-milli savunma sanayi projelerimizin kaynağı, dinamosu, kolu, kanadıdır. Ülkemize yönelik tehditleri sınırlarımızın hem içinde hem de dışında tespit ve bertaraf eden Milli İstihbarat Teşkilatımızın, adeta birer akıncı gibi çalışan Teşkilat mensubu isimsiz yiğitlerimizin bütçesidir. Hem yerel hem de uluslararası yatırımları ülkemize çekerek istihdam, ihracat ve büyümeyi destekleyen dinamik kurumumuz Yatırım Ofisi’ni barındıran bütçemiz; altyapıdan enerjiye, gayrimenkulden bilgi ve iletişim teknolojilerine yatırım alan tüm sektörlerimizin yükselme zeminidir” diye konuştu.

Türkiye son 19 yılda her alanda büyük değişimler yaşadığını ve ilerlemeler kaydettiğini aktaran Oktay, “Cumhurbaşkanımız liderliğinde atılan her adımın gerisinde verilen büyük bir mücadele ve yapılan fedakârlıklar vardır. Yıllarca güvenlik teknolojileri ve savunma ürünleri konusunda ambargolara maruz bırakıldık ve en ihtiyacımız olduğu anda gerekli teçhizatı tedarik edemediğimiz zamanlar oldu. Savunma Sanayinde bugün sahip olduğumuz üretim ekosistemini ve yüzde 80’lerde yerlilik-millilik oranını işte bu motivasyonla yakaladık. Eskiden Avrupa başta olmak üzere yurt dışında yapılan yenilikleri geriden takip eden, üretilen teknolojinin sadece pazarı olarak görülen bir ülkeyken bugün sadece savunma teknolojileri değil, bilgi iletişim teknolojileri de dâhil pek çok alanda öncü konumda olmayı konuşuyoruz. Türkiye kaynaklarını yatırıma, istihdama, üretime, tasarıma, ARGE’ye aktarma kararlılığındadır. Bu kararlılığını uygulamaya geçirmek istediği her denemede türlü şantaj ve yıldırma politikalarıyla karşılaşmış olan Türkiye, gerçeklerinden beslenen ekonomi, siyasi ve güvenlik politikalarını muktedir kılmak için mücadelesini sürdürmektedir” şeklinde konuştu.

Ekonomide de yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme odaklı kalıcı istikrar hedefleyen mücadeleyi sürdürdüklerini belirten Oktay, “Sanayi üretim endeksi, Ekimde aylık bazda yüzde 0,6; yıllık bazda yüzde 8,5 artış gösterdi. Yine Ekim ayında 3,16 milyar dolar cari fazla vererek ödemeler dengesinde son 3 yılın en yüksek cari fazla rakamına ulaştık. Cari fazla verilen dönemleri krizler takip etmiştir. Cari fazla verilen dönemlerde krizlerin takip ettiği dönemler aynı zamanda küçülmenin yaşandığı dönemlerdir. Hedefimiz, ödemeler dengesindeki iyileşmeyi sürdürülebilir ve kalıcı kılmaktır. Nasıl ki savunma sanayinde yapılamaz denilenleri yaptıysak, terörü bitme noktasına getirip vesayet planlarını yırtıp attıysak, ekonomimiz üzerindeki manipülatif etkilerin de üstesinden gelip, aynı şekilde tarihe gömeceğiz” dedi.

Makrofinansal gelişmelerin; bankacılık sistemi, borçlanma, bütçe ve büyümenin finansmanı üzerinde oluşturması beklenilen olumsuzluklara ilişkin eleştirilere Oktay, “Bankacılık sistemimiz hem sermaye yeterlilik rasyosu hem de ‘tahsili geçmiş alacak’ oranları itibariyle eşik değerlerden çok uzak bir görüntü vererek güçlü yapısını korumaktadır. Benzer şekilde, borçluluk yapımız, öngörülü politikalarımız ve sürekli almakta olduğumuz tedbirlerle piyasa değişkenlerine karşı riskleri azaltılmış ve vade yapımız güçlendirilmiş bir biçimde ayaktadır. Bütçemiz ise gelir gider yapısını birlikte düşündüğümüz çift kanatlı politikalarımızla hem vatandaşlarımızın hizmet ihtiyaçlarını karşılayacak hem de onların reel kazançlarını azaltmayacak bir yaklaşımla hazırlanmış ve bu anlayışla da uygulamaya konulacaktır” ifadelerini kullandı.

Firmaların yurtiçi ve yurtdışı talep artışını karşılamak için kapasitelerini daha çok kullanmaya başladıklarını belirten Oktay, “Birçok sektörde kapasite kullanım oranları yüzde 80’lere yakınsamıştır. Bu durum firmalarımızın yeni yatırım gereksinimine yönelik güçlü bir sinyal vermektedir. Uygulayacağımız politikalarla işletmelerin yatırım maliyetleri azaltılacak, ayrıca üreticiyi destekleyeceğimiz paketlerle sağlıklı büyüme yapımıza ilave katkı sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Oktay şunları kaydetti:

“Tüm adımlarımızı serbest piyasa ekonomisi ve finansal serbesti ilkesi ile tam uyumlu şekilde atacağız. Türkiye Cumhuriyeti köklü ve itibarlı geçmişiyle küresel ekonomiye tam entegre bir ülke olarak, yerli ve yabancı tüm yatırımcıya güven tesis etmeye devam edecektir. Bu genel şiarımızı zedeleyecek herhangi bir uygulama söz konusu olamaz. Türkiye ekonomisi güçlü bankacılık sektörü ve hızla büyüyen banka dışı finansal kesimi ile yeni dönemde hedeflerimize uygun olarak yatırımı, üretimi, ihracatı, istihdam artırıcı faaliyetleri finanse etmeye devam edecektir. Tam bağımsız ekonominin ruhuna uygun olmayan, tüketim artırıcı, yatırıma, üretime hizmet etmeyen alanlarda kredi genişlemesini arzulamayız. Bu anlamda finansal kapasitemizin kullanılmasında yatırımları önceliklendireceğiz. Orantısız fiyat artışları ve kur dalgalanmaları Türkiye’nin kaderi olamaz, olmayacaktır!”

Oktay, CHP’nin Türkiye’yi yönetme şeklinin bir mizansenini gördüklerini aktaran Oktay, “Şov yapma uğruna burada, kürsüde portakalları yere dökerek; şov bitince de toplayarak emek ürünü mahsüllere bile saygısı olmayan, şov odaklı bir zihniyet. Önce döken sonra toplamaya çalışan klasik CHP. Önce kırıp döken, inkâr eden: sonra helalleşmeye çalışan klasik CHP. Gerçi diğer ortaklar da çok farklı değil. Siz burada şov yapmayla uğraşadurun; şimdi anlamasanız da savunma sanayi atılımlarımızda, Türkiye’nin Otomobili TOGG’da ve Covid 19 ile mücadelemizde olduğu gibi, ekonomik bağımsızlık mücadelemizin değerini de yaşayarak öğrenecek ve anlayacaksınız” şeklinde konuştu.

Oktay, Türkiye’de Alevisiyle, Sünnisiyle, Türk’üyle, Kürdüyle; Lazıyla, Çerkeziyle; tüm farklılıklarla bir ve beraber olduklarını kaydeden Oktay, “Hep birlikte Türkiye’yiz! Farklılıklarımızın gücü, zenginliğimizdir. Ben bugüne kadar namaz kılınan hiçbir yerde; sadece Türkiye’de de değil dünyanın hiçbir yerinde imamın hangi mezhepten olduğunu ne sordum, ne merak ettim. Tanıdığım hiç kimsenin veya camilerde hiçbir Müslüman’ın sorgulamasına da şahit olmadım” diye konuştu.

Oktay sözlerine CHP milletvekilleri tepki gösterdi.

Oktay şöyle konuştu:

“Sizlerin de bildiği gibi yerli imkânlarla geliştirilen taarruz helikopterimiz ATAK’ın geliştirilmiş FAZ-2 versiyonunun teslimatları sürmekte, GÖKBEY helikopterlerimizin prototipleri üretilmekte ve test edilmekte, OMTAS tanksavar silahı ile donatılmış olan KAPLAN gibi kara araçlarımız ve sayamadığım pek çok sistem gerekli testlerin ardından hizmete alınmaktadır. YENİ TİP DENİZALTI’larımızın inşaları devam etmekte, test ve eğitim gemimiz hizmete alınırken insansız hava aracı konuşlandırılacak şekilde uyarlanan ANADOLU gemimiz tamamlanma aşamasındadır. Türkiye’nin, dünyada ABD, Rusya ve Çin gibi 5’inci nesil ve ötesi bir muharip uçağı üretebilecek altyapı ve teknolojiye sahip sınırlı sayıdaki ülkeler arasında yer alacağı, yurt içi imkân ve kabiliyetler ile tasarlanan ve geliştirilen 5’inci nesil insansız savaş uçağımız ‘MİUS’ ve insanlı ‘Milli Muharip Savaş Uçağı’ projelerimizin çalışmaları da tüm hızıyla devam etmektedir.”

Oktay, kendilerinin Mavi Vatan’da egemenlik haklarını savunduklarını ve deniz yetki alanlarını netleştirmeye çalıştıklarını belirterek, “Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı dâhil terörü bulunduğu yerde vuracağız politikalarımızdan hareketle, Suriye ve Irak sınırındaki terör kamplarına yaptığımız operasyonlara da destek vermeyenler, Suriye’de terörle ve terör devleti kurulmasını engellemeye yönelik mücadele kararlılığımızı sorgulayamazlar! 30 yıldır çözülemeyen Karabağ’daki Ermenistan işgalini 44 günde bitiren Can Azerbaycan’a desteğimizi tüm dünya ve her bir vatandaşımız görürken siz, bizim Azerbaycan politikamıza dil uzatamazsınız. Türkiye’nin Filistin davasına ve Bosna’ya verdiği desteği görmek istiyorsanız, Filistinlilere ve Bosnalılara sorun size cevap verirler. Bölgesinde ve tüm dünyada ses getiren Türkiye’nin dış politikası biliyoruz birilerini rahatsız ediyordur. Türkiye, Doğu Akdeniz’de egemen hak ve yetkileri çerçevesinde kıta sahanlığında istediği alanda istediği zaman çalışma yapabilir. Bu gemilerin bugün Karadeniz’de olması enerji kaynakları temel alınarak yapılan bir düzenleme olup, yarın Akdeniz’e çıkmayacakları manasına gelmemektedir. Kimse bizden izinsiz kıta sahanlığımızda araştırma ve sondaj yapamaz. Kim olursa olsun fark etmez hem kendi haklarımızı hem de KKTC’nin haklarını korumak konusunda kararlıyız. Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve KKTC’nin meşru hak ve menfaatlerine zarar verecek hiçbir adımı karşılıksız bırakmayız” şeklinde konuştu.

KÜLTÜR-SANAT

YAŞAM

EDİTÖRDEN