COLLAGEN

ALPER AKSOY

YAZARLAR

Benim kapımın önünü kim temizleyecek?

Çok uzun yıllardır aynı filmi izliyoruz.
Yapımcısı, yönetmeni, senaristi, oyuncusu hep farklı ama filmin sonu hep aynı!
Hüzün, dram, stres, gerilim, entrika derken;
Bir bakıyoruz, yine filmin sonunda hüngür hüngür ağlıyoruz.
Ama yine de izlemeye doyamıyoruz.

Her sezon farklı bir heyecanla yeni döneme başlıyoruz.
Sloganlarla beynimizi avutuyoruz.
Haaa şimdi olacak derken;
Umudu satın alıp, ne yazık ki gerçeklerden uzaklaşıyoruz.
Elimizden çayı, dilimizden hamaseti eksik etmiyoruz.
Ekran karşısına geçince reklamları hep birlikte izliyoruz.
Zamanı doya doya tüketiyor, sonrada filmin sonunda yine hüngür hüngür ağlıyoruz.
Ama yine de izlemeye doyamıyoruz.

Bölüm fragmanlarına bayılıyoruz.
Anında heyecanlanıp, anında umutlanıyoruz.
Bölüm başlayınca kendimizden uzaklaşıp, başkalarının dünyasına kanıyoruz.
Hiç sorgulamıyoruz!
Taşın altına elimizi koymuyoruz!
Hep başkalarına kızıyor, sonrada sorunu başkalarında arıyoruz.
Yani hiç sorumluluk almıyor, sorumluluk gelince de topu taça atıyoruz.
Hayali kahramanlar üretmeyi seviyoruz.
Gerçekleri tüketiyoruz.
Gemi batınca da, gerçek kahramanlara üzülüyoruz.
Sessizliği haykırışa tercih ediyoruz.
Buna bir anlam yüklüyoruz.
Bir haykırış duyduğumuz zamanda, haykıranı gizlice alkışlıyoruz.
Susuyoruz…
Saklıyoruz…
Örtüyoruz…
Gizliyoruz…
Gözümüzü kapatıp, uykuya dalıyoruz.
Sonrada uyandığımızda gerçeklerle karşılaşıp, kendimize hüngür hüngür ağlıyoruz.
Biz bu filme “eğitim sistemi” diyoruz!

Evet, her yıl izlediğimiz bu reyting rekortmeni film ne yazık ki eğitim sistemimiz.
Sistem içerisinde bulunan “her paydaşın” birbirini suçladığı, görev ve sorumlulukları birbirine yüklediği ve/veya üzerinden atmaya çalıştığı, çocuklarımızın geleceği için birlikte hareket edemediği eğitim sistemimiz.
Geleceğimizin en önemli teminatı olan çocuklarımızı kaygı ve strese teslim eden, mutsuzluğa ve umutsuzluğa istemeden sürükleyen eğitim sistemimiz.
Sonrada tüm hepimizin hüngür hüngür ağladığı eğitim sistemimiz.
Bakanlığa karşı ne yazık ki umudun azaldığı ya da kalmadığı eğitim sistemimiz.
Eğitim kurumlarının; “Bakanlıktan”, “öğretmenlerden” ve “velilerden” şikâyetçi olduğu,
Öğretmenlerin; “Bakanlıktan”, “eğitim kurumlarından” ve “velilerden” şikâyetçi olduğu,
Velilerin; “Bakanlıktan”, “eğitim kurumlarından” ve “öğretmenlerden” şikâyetçi olduğu,
Öğrencilerin ise; “gerçek mağdur” olup, herkesten şikâyetçi olduğu eğitim sistemimiz.
Kısacası, herkesin “benim kapımın önünü kim temizleyecek dediği” eğitim sistemimiz.

Sonuç:
Biz birlik olmadıkça, baskı ve çıkar gruplarını eğitimden temizlemedikçe, herkes “amasız” ve “fakatsız” kendi kapısının önünü temizlemedikçe, çocuklarımıza ve geleceğe hüngür hüngür ağlamaya ve bu filmi izlemeye ne yazık ki devam edeceğiz.
Herkesin kendi kapısının önünü temizlemesi dileğiyle…

Yazarın Diğer Yazıları