COLLAGEN

ÖZGÜR ÇOBAN

Gazeteci-Almanya

YAZARLAR

Almanya’da korona önlemleri karşıtı protestolar: Cehalet bilime karşı

Almanya’nın Leipzig kentinde geçen hafta binlerce insan, korona salgınına yönelik kısıtlamaları protesto etmek için sokaklara döküldü. Bu protestoları gerçekleştirenler sosyal medya mecralarında geniş bir zeminde faaliyet yürütüyor.

Salgının psikolojik, sosyal ve ekonomik sonuçlarına bağlı olarak yaşanan hayal kırıklığı ve belirsizlikten kaynaklı protestolar ortaya çıkabilir ve yeni siyasi aktörler sahne alabilir. Bu tamamen anlaşılabilir bir durum. Görünen o ki insanlar, meydanlarda siyasetçilerin tatmin edici bir yanıt veremediği soruların peşine düşüyor.
Şu anda birçoğumuz hayâl kırıklıkları ve korkular yaşıyoruz. Virüs belki de bize yeni bir dünya vadediyor ve daha fazla dayanışma, daha fazla adalet, daha fazla eşitlik, daha fazla uyum -köken, din veya cinsiyete bakılmaksızın- çıkaracağız buradan. Ancak kriz, insanları birbirlerine, bilime ve medeniyete karşı kışkırtmak için de kullanılıyor. Örneğin, aşırı sağcılar, korona krizinin Müslümanlar, Yahudiler, diğer yabancılar, Angela Merkel hükümeti ya da özellikle Bill Gates gibi varlıklı insanlar tarafından hazırlanan komplolarla bağlantılı olduğu iddia ediyor. Yahudilerin bu krizi yeni bir dünya düzeni yaratmakta kullanacağı söylemi de en çok rağbet gören komplo teorileri arasında yer alıyor. Bu tip söylemler, “Compact” veya “Journalistenwatch” gibi aşırı sağcı sosyal medya mecralarından Kovid-19 protesto gruplarında paylaşılıyor, böylece aşırı sağcılığın normalleşmesine de katkıda bulunuluyor.

Örneğin, neonazi partisi Almanya için Alternatif (AfD), kendisini korona krizindeki kısıtlamalardan memnun olmayan ve hızla eski normale dönmek isteyenlerin bir temsilcisi olarak pazarlıyor.

Tabii ki normal bir demokraside, memnuniyetsizliği sokaklarda protesto gösterileriyle dile getirmek meşrudur. Ancak sağcı aşırılığı ve hastalıklı düşüncelerini topluma enjekte etmek isteyenlerin, protesto gösterilerine sızarak, yalanlarıyla taraftarlarını daha da artırabilecekleri ve onları radikâlleştirebilecekleri unutulmamalı.
O nedenle “Direniş 2020” ve diğer koronavirüs önlemlerine yönelik protesto platformlarının, Neonazi gruplar ve bunların siyasi oluşumlarıyla aralarına net bir şekilde mesafe koymaları gerekiyor. Leipzig’teki gösteri de bir süre sonra hemen hemen tümünde olduğu gibi Neonazilerin şov platformuna dönüştü. Naziler bu gösteriler aracılığıyla “ülkelerini istiladan kurtarmaya çalışan masum kahramanlar” rolünü hakkını vererek icra ediyor.

Gösterilerde temel sıkıntı, sosyal mesafe kurallarına hiç uyulmaması. Alman kentlerinde protesto süreci, “ifade özgürlüğü” ya da “toplanma özgürlüğü” ile Kovid-19 arasındaki dengeyi korumanın giderek daha kaotik döngüye sıkıştığı bir zemine oturuyor.

“RADİKÂL İSLAM MI NEONAZİ HAREKET Mİ”

Özellikle merkez sağ politikacılar, bu protesto eylemlerinin bir bütün olarak Neonazilerin kontrolüne girmesinden endişe ediyor. Zamanında sizi bu azgınlara karşı uyaranlara “Yapmayın ya o kadar değil. Vatan sevdalısı birkaç öfkeli genç” diyerek sırtınızı dönüyordunuz. Ta ki bunlar, saflarınızda siyaset yapan Kassel Valisi’ni “mülteci dostu” diye güpegündüz öldürünce anladınız ne kadar “vatan sevdalısı” olduklarını. Yoksa o vakte kadar işlenen toplu faşist cinayetlerde yaşamını yitiren göçmen kökenlilerin sizin için envanterde bir rakamdan ibaret olduğunu zaten biliyorduk.

Protesto eylemlerine katılanlar, genellikle önlemlerin “aşırı abartılı” olduğunu düşünenler. Birçoğu binlerce bilimsel bulguya rağmen Kovid-19’un gripten daha fazla tehlikeli olmadığını düşünüyor. Sosyal medya mecralarından sık sık “önlemler insanları; ekonomik, politik, zihinsel ve hatta tıbbi olarak köleleştiriliyor” şeklinde duyurular paylaşılıyor.

Özellikle Neonaziler; zenginler, politikacılar ve Yahudiler tarafından şekillendirilen, “Yeni Korona Dünya Düzeni” adlı bir projeden bahsediyor ve bu savunularını her fırsatta insanların zihinlerine boca ediyorlar.
Gösterilerde; hayvan hakları, vegan hakları, cinsiyet eşitliği savunucuları, sol aktivist gruplar, Neonaziler, çevreciler, yaşlı hakları savunucuları aynı cephede buluşuyor. Devlet ise insanların giderek daha fazla kalabalık gruplar halinde bir araya gelmesinden endişe duyuyor.

Sonuç olarak, sağcı aşırılıkla ilgisi bulunmayan grupların, bu gösterilerde neonazilerle birlikte yürümesi, sapkın ideolojilere toplumun farklı kesimlerine ulaşma imkânı tanıyor. Alman istihbarat birimlerinin elinde neofaşist hareketlere son 1 yılda kaç kişinin katıldığına dair yeni bir veri yok ancak bu konuyla ilgili tüm kuruluşlar yeni Nazi sayısında patlama yaşandığını ifade ediyor.

Ezcümle, Avrupalı politikacılar, son günlerde Fransa ve Avusturya’da gerçekleşen radikâl İslamcı terör saldırılarıyla birlikte bu alana fokuslanmış olsa da en temel sorun bana göre hâlâ Neonazi hareketler. Çünkü bu yapılara karşı henüz nasıl bir yol izleneceğine karar verilmiş değil. Neonazi hareketlerin üyeleri Avrupa toplumunun doğal bir parçası olarak kabul edildiği sürece bu soruna bir çözüm üretilemeyeceği ortada. Geçenlerde Almanya’da bir alt geçide yazılan duvar yazısı Avrupalıların meseleye bakışını özetliyordu: “Nazileri İslamcılara tercih ederim”…

Özgür Çoban

Yazarın Diğer Yazıları

Yazarın Diğer Yazıları