AnasayfaManşet-YılbaşıPijama, terlik, teknoloji...

Pijama, terlik, teknoloji…

Nesrin Turhan yazdı

“Milli Piyango Yılbaşı Özel Programına katılacak olan Başbakan’la birlikte Diyarbakır’a gidecek sanatçı aranıyor!” başlıklı bir haber var önümde…

Habere göre, Başbakan’la Diyarbakır’a gidecek sanatçı bulunamamasının nedeni, bütün sanatçıların Yılbaşı gecesi için eğlence mekânları veya televizyon kanallarıyla anlaşma yapmış olması. Şöyle televizyon çekimi için önceden bant kaydı yaptırmış bir sanatçı bulsalar, saatleri de denk getirebilseler hemen bir özel uçakla Diyarbakır’a götürüp getirecekler ve sahneye yetiştirecekler.

Şimdi diyeceksiniz ki yalan haber. Hatta akıl dışı. Bu Covid-19 salgınında, bütün kutlamalar, toplanmalar ve programlar yasaklanmışken böyle şey mi olur?

Ya salgın olmasaydı ne olurdu? Yine saçma, yine yanlış bilgiler içeren bir haber olurdu.

Bir kere Türkiye’de “başbakanlık” diye bir makam yok. Olsa bile başbakan artık devlet tarafından değil, yabancı ortaklı bir şirket tarafından yönetilen Milli Piyango’nun programına neden katılsın?

Hem nerede öyle boşta tek bir sanatçı bırakmayacak eğlence mekânı bolluğu.

Yalan değil efendim, yalnızca 24 Aralık 1993 tarihli bir haber… Zaten haberi de ben yazmışım. “Mışım” diyorum, çünkü görmesem hatırlamazdım.

Konu şuymuş: Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in terör olaylarının arttığı Diyarbakır’a yapacağı moral gezisinde kendisine Başbakan Yardımcısı, Genelkurmay Bakanı, OHAL Valisi, bakanlar kurulu üyeleri ve bazı milletvekilleri eşlik edecekmiş, akşam da hep birlikte 500 kişilik bir salonda düzenlenen Milli Piyango Çekilişi Özel Programına katılacaklarmış. TRT de gece boyunca sık sık Diyarbakır’a bağlanarak canlı yayın yapacağından programa sunucu ve sanatçı bulma işini üstlenmiş.

*

27 yılda neler değişti neler? Durun hemen bugüne gelip, yazıyı bitirmeyelim.

TRT’nin kademeli olarak siyah beyaz yayından renkli yayına geçtiği 1980’li yıllar ve özel televizyonculuğun başladığı 1990’yı yılların en önemli olayıydı televizyonlardaki yılbaşı programları. Yılbaşı özel programına hangi şarkıcıların katılacağı, dansöz çıkıp çıkmayacağı, çıkacaksa kimin çıkacağı…

Peki neden önemliydi? Düşünsenize, 1980’li yıllardasınız. Bırakınız sosyal medyayı, canlı yayınları vs… İnternet yok, bilgisayar yok, cep telefonu zaten yok… Hatta özel televizyon da yok. Sinemayı, tiyatroyu, gazinoyu bir yana koyalım; TRT çıkarmasa nereden izleyeceksiniz ancak gazete ve dergilerde fotoğraflarını görebildiğiniz Zeki Müren’i, Emel Sayın’ı, Barış Manço’yu, Ajda Pekkan’ı ve daha onlarca ünlü sanatçıyı? Hele de dansözü.

1990’larda özel televizyonlar var ama bilgisayarın girdiği ev sınırlı, internet ise henüz bireysel kullanıcılara ulaşmamış. Yılbaşını bir eğlence mekânında geçirmek isteyenler de var elbette. Hem de eğlence mekânlarını dolup taşıracak kadar. Ama yeni yılı ailesiyle veya arkadaşlarıyla toplanıp evde karşılayan ezici çoğunluk için en azından 2000’li yıllara kadar televizyon yayınları çok önemli. O nedenle başta TRT, yağdırır da yağdırırdı yılbaşı geceleri… En ünlüleri getirir, yetmedi arabesk yasağını gevşetir, dekoltesi ölçülü kıyafet giydirip, yakın çekimlere girmeden de olsa halka dansöz seyrettirir.

Misal, 1986 yılına girmeden birkaç gün önce atılan başlıklar:

“Arabeske gönül verenlere TRT’nin yeni yıl armağanı Orhan Gencebay…”

“TRT bu yıl Yılbaşı özel Programı’na hayli iddialı hazırlandı. Gazino neonlarının zirvesinde gördüğümüz isimler birkaç eksiğiyle kamera karşısına çıktı.” Haberin yanında canım Zeki Müren fotoğrafları…

Misal, 1987’ye girmeye daha iki ay varken yapılan bir haber:

“TRT’de ‘göbek’ çıkmazı.”

Malum, dansöz çıkacak mı çıkmayacak mı sorusu önemli.

O günlerde “Yılbaşı için programın var mı” sorusunun en meşhur cevabı “PTT”, yani pijama, terlik, televizyondur.

Bu yılbaşı Covid-19 salgını nedeniyle evdeyiz. Evde olup da ailemizi bile bir araya toplayamıyoruz. Ne kadar kalabalık o kadar tehlike. Üstüne üstlük dört gün boyunca sokağa çıkmak yasak.

Giderek izlenme oranları düşen televizyonlar kusura bakmasınlar ama artık daha ziyade internet kullanma imkanı olmayan kesime hitap ediyor. Haber internette, müzik internette, sohbet internette, bilgi internette, belgesel internette, sinema filmleri ve diziler internette… Üstüne üstlük klasik televizyon yapısından çok daha interaktif şekilde.

Covid-19 salgını var ama aynı zamanda sanal ortamda eğlencenin, müziğin, sohbetin her türlüsü mümkün. Masraf yapmadan yakınlarınla görüntülü görüş, bir arkadaşınla konser izle, eğlen, gül, kalabalık dijital partilere katıl…

Sosyal medyayı, interneti, akıllı telefonları şeytanlaştıranlardan oldum olası haz etmem.

Bizim bu yılbaşı programımız “PTT”, yani pijama, terlik, teknoloji. PTT’nin yeni açılımı böyle…

Yakınlarımıza sarılmayı çok özledik; kimimiz işimizden, kimimiz gelirimizden olduk. Kayıplarımız canımızı yakıyor. Ama bir ozanımızın dediği gibi: Bu da gelir, bu da geçer…

2021 yılı salgının sonu olsun; dünyaya, ülkemize ve insanlığa sağlık getirsin, refah getirsin, umut getirsin…

 

 

KÜLTÜR-SANAT

YAŞAM

EDİTÖRDEN